Tepe Menü

Ana Menü

Alt Menüler Kategoriler

İçerik

HOŞGELDİNİZ , Toplam : 25,636 , Yorum : 4,477

 

Etiketler: Hacı Taşan Hacı Taşan 

Hacı Taşan

"Türkü Yozgatda doğar, Kırşehirde oyun havası olur, Keskinde elenir."
Keskindeki folklorik oluşum ve Keskin türkülerinin anonimleşme sürecindeki farklı ve ağırlıklı yerini vurgulayan bu söz, bir bakıma birbiriyle kom...



Hacı Taşan

"Türkü Yozgatda doğar, Kırşehirde oyun havası olur, Keskinde elenir."
Keskindeki folklorik oluşum ve Keskin türkülerinin anonimleşme sürecindeki farklı ve ağırlıklı yerini vurgulayan bu söz, bir bakıma birbiriyle komşu bu üç yörenin karekteristik özelliklerine de işaret eder. Gerçekten de merhum Nida Tüfekçi ile en güçlü temsilcisine kavuşan "Sürmeliler" diyarı Yozgatın kültürel kaynak zenginliğine, Neşet Ertaşla en rafine yorumcusuna kavuşan Kırşehir türkülerinin canlı ve dinamik yapısına biraz yakından baktığımızda, Keskin türkülerindeki durulmuş lirizmi hemen farkederiz.

İcra tavır ve üslubu yönünden Yozgat türkülerine, müzikal yapı ve form itibariyle Kırşehir türkülerine yakın duran Keskin havalarının, her iki yöre türkülerinin elekten geçirilerek adeta yeni bir senteze tabi tutulduğu ağırbaşlı, klasik ezgiler olduğunu söylemek mümkün.
İşte Hacı Taşan bu seçkin türküleri, halayları çalıp okuyan bir sanatçı olarak Keskin folklor musikisinde büyük ağırlığa sahip hemen hemen tek sanatçıdır. Tabii Keskin havaları üzerine yapılacak tüm estetik ve yapısal açıklamalar,bir anlamda Hacı Taşanın sanatını tahlil anlamına da gelecektir. Çünkü Keskin türküleri onunla gelmiş geçmiş en usta yorumcusuna kavuştuğu gibi, Hacı Taşanın ismi, sanatçı yeteneklerini sonunda kadar kullandığı o güzelim Keskin türküleriyle adeta özdeşleşmiştir.

Evet "Keskinli mahalli sanatçı Hacı Taşan"ı ülke genelinde tanınan bir sanatçı yapan kültürel ve müzikal ortama şimdi biraz yakından bakalım.
Hecelobasını engin mi sandın?
Halk arasında Hacelobası olarak söylenen ve asıl adı "Hacıali Obası" olan bu güzelim türkünün derlendiği köy, aynı zamanda Hacı Taşanın da köyü... Keskine bağlı bu köyde 1930da doğan Taşan, aslen Kırtıllar köyünden. Kırtıllar o yıllarda "abdal" aşiretinin en yoğun olarak yaşadığı köylerden biri. Büyük bozlak ustası Muharrem Ertaş da buralı ve Neşet Ertaşın da doğum yeri Kırtıllar. Bu yoksul köyün toprakları hiçbir zaman insanlarını varlıklı kılmaz, fakat dünyanın en zengin nağmelerini içeren, en içli, en yanık türkülere can verir. Bozkırın ortasındaki bu fukara köy, Anadolu halk müzikleri içerisinde en orjinal renk ve anlatıma sahip bir tür "Anadolu blues"u olarak nitelendirilebilecek bir müziğe, abdal/aşiret müziğine kaynaklık eder.

Bugün artık terkedilmiş metruk bir köy görünümündeki Kırtılları, başta ekmek parası derdi olmak üzere, çeşitli sebeplerle zaman içinde herkes terk eder. Hacı Taşanın babası Abdullah Çavuşda o yıllarda Hacelobasından evlendiği için oraya göçer. Bağlamayı çok seven bir ana ile, yörenin ünlü davulcularından olan Abdullah Çavuşun dört çocuğundan biri olan Hacı Taşan, oniki yaşlarında başlar saz çalmaya. Babası, o zamanlar yörenin en namlı ustalarından olan Yusuf Ustaya iyi bir saz yaptırır ve tutar elinden küçük Hacının, o günlerde Seyfeli(daha sonra Barak) köyünde oturan üstad Muharrem Ertaşa çırak verir. Ve böylece Hacı Taşan, bu müziğin tek ve en etkili eğitim/öğretim şekli olan bir ustanın yanında çıraklığa başlar.

Muharrem Ertaşın çırağı

Muharrem Ertaş, Hacı Taşanı yanına alarak bugün hala bu müziğin hem öğrenildiği hem de en çok icra edildiği mekanlar olan düğünlere götürür. "Düğün çalgıcılığı" onlar için çoğu zaman tek ve en önemli meslektir. Yeri gelmişken önemli bir konuyu bir cümleye vurgulamakta yarar var: Çoğu zaman bu düğünlerdeki aşırı içki ve sefahat ortamı bu insanların ruhen ve bedenen hızla yıpranmalarına ve dolayısıyla genç yaşlarda ölüme sebep olmakta. Merhum Hacı Taşan 1983te vefat ettiğinde 53 yaşında idi. Bu geleneğin bir başka usta sanatçısı merhum Çekiç Ali 39 yaşında vefat etti. Bunun özellikle "ustalar" arasında adeta bir kader gibi benimsendiğini tesbit ettiğimizi belirtelim. (Abdal aşireti ve bozlaklar konusunda daha geniş için Kalan Müzikin "Arşiv Serisi"nde yayınlanan "Kalktı göç eyledi"adlı Muharrem Ertaş albümünün kitapçığına bakılabilir.)
1970 lerden sonra önce radyo ve plak, daha sonra da televizyon ve kaset gibi kitle iletişim araçlarını kullanarak daha geniş bir pazara seslenme imkanına kavuşan yöre sanatçıları, yine de düğünlerde çalmayı hiçbir zaman bırakmamışlardır. Bu, şüphesiz aynı zamanda arz -talep konusu.
Ve böylece zaman içinde kendiliğinden oluşan o çok büyük mahalli şöhretin dar kalıplarını kırarak geniş kitlelere ulaşan, hatta tüm Türkiyeye seslenen, o yöreye mensup ilk mahalli sanatçı merhum Hacı Taşan olmuştur. Bunun hikayesini kendisinden dinleyelim: " Askerliğimi 1950de İstanbul Maçkada yaptım. Askere gitmeden önce çalıp söylemede bir hayli ustalaşmıştım. O sıralar rahmetli Muzaffer Sarısözen yurdun her tarafını gezip türkü derliyordu. Bir gün çıkıp Keskine geldi. Bizi Halkevi binasında topladı, o günlerde yayınladığı Folklor Saatinde yer vermek üzere seçme yapacağını söyledi. Keskinde bir hafta kalarak birçok mahalli sanatçıdan derlemeler yaptı. Daha sonra seslerimizi radyoda yayınladı. Radyo ile ilişkim ilk böyle başladı. Sarısözen bizi daha sonra zaman zaman Ankaraya radyoya davet ederek çalıp söyletti. Sarısözenden sonra Nida Tüfekçi, Mustaf Geceyatmaz ve Ali Canlarla tanıştım ve radyoda programlar yaptım."
Neşet Ertaşın elinde sazı ile "radyoevine çıkmak" için ilk defa Ankaraya gelişi de bu olaydan sonradır: "Baktım bir gün radyoda Hacı emmim türkü söylüyor. Babam Muharrem ustadan bellediği bir bozlak bu: Aman aşağıdan Yusuf Paşam gelirken gelirken / Düşmanına karşı koyan merd olur... öyle bir heyecanlandım ki, yerimde duramadım. Ben de gidip radyoya çıkacağım dedim. Madem Hacı emmimin söyledikleri radyoda çalınacak kadar kıymetli, o zaman benim okuyacaklarımı da yayınlarlar diyerek elimde saz, Ankaraya, Sarısözenin yanına geldim..."tabii Neşet Ertaş daha sonra, Hacı Taşanla birlikte, radyoda en sık program yapan mahalli sanatçılardan biridir artık.

Eserleri
Hacı Taşanın repertuar itibarıyla yöresinin dışına pek çıkmadığını görüyoruz. Başta Keskin olmak üzere, Yozgat, Kırıkkale, Kırşehir, Kaman ve Şereflikoçhisar gibi yerlerde dolaşmış, buraların bozlak ve halay havalarını, türkülerini kendine has bir üslupla çalıp söylemiştir.
Son yıllarında, Pir Sultan Abdal, Deli Boran, Seyit Süleyman, Derviş Ali ve Dertli gibi halk şairlerinin şiirlerini çeşitli formlarda ezgilendiğini görüyoruz. Gerek sözleri bu ünlü halk şairlerinin şiirlerine ait eserler, gerekse anonim karakterdeki diğer eserlerine baktığımız zaman Hacı Taşanın repertuarını form ve içerik yönünden üç ana grupta toplamak mümkün:
1.Türküler/Samahlar
2.Halaylar/Oyun havaları
3.Bozlaklar/Ağıtlar
Birinci kategoriye giren pek çok türkünün yanında, Keskin Samahı olarak da anılan "Döndün mü benden yüzü dönesi" sözleriyle başlayan eser, Hacı Taşanın repertuarında bir istisna teşkil etmekte. İkinci grupta değerlendirilebilecek eserlerin en bilinenleri şüphesiz "Arzu Kamber halayı" ile "Bugün ayın ışığı" adlı halay türküleridir. Başta hocası Muharrem Ertaştan öğrendikleri olmak üzere, Hacı Taşanın repertuarının bozlak yönünden hayli zengin olduğu söylenebilir. "Ankarada yedim taze meyvayı" sözleriyle başlayan Keskinli Seferin ağıtı başta olmak üzere "Akşamdan mı geçtin", "Erciyesten duman kalktı" ve "Giyindim kuşandım gittim düğüne" benzeri ağıt türünde de hayli eser olduğu söyenebilir. Bunlardan sözleri kendisine ait olan var mıdır, tam olarak bilemiyoruz ancak ünlü "Açtım perdeyi de turnamı gördüm" bozlağı için kendisi şöyle bir hatırasını naklediyor:
"Necati adında çok sevdiğim bir dostum vardı. Kırıkkalede hapse düştü. Ziyaretine gider gelirdim. Bir gidişimde Hacı, içerde dolaşırken pencereden baktım ki bir turna kafilesi gidiyor, duygulandım, bir dörtlük yazdım. Şunun sonunu da sen getir dedi. Bunun üzerine oturup şiiri tamamladım ve sazımla da çalıp okumaya başladım".

Tavır ve üslubu
Merhum Hacı Taşanın, bir Muharrem Ertaş gibi tiz perdelerde de aynı gücü ve parlaklığı koruyan tiz bir sesi olmamasına rağmen, kendi rengi ve sınırları içinde güçlü bir sese sahip olduğunu söylemek gerekir. Önemli olan daha ziyade bu sesi kullanma tavır ve şeklinden doğan üsluptur ki, bu konuda ismi, "üslup sahibi mahalli sanatçılar" ın başında anılsa yeridir. Gür ve dolu bir ses, sesi bazen öne, bazen geriye atan bir ağız ve nefes kullanımı, özellikle tizlerde başarıyla uyguladığı kafa sesi, bazen sert, bazen yumuşak trillerden oluşan gırtlak nağmeleri ve doğal vibrasyonlarla zenginleşen renkli bir okuyuş tarzı... Ve hemen hemen bütün bu tekniklerin ya da benzerlerinin bağlamaya adaptasyonu ile ortaya çıkan lirik ve canlı bir bağlama çalma üslubu...
Orta Anadolu müzik geleneğinde kendine has bir çizginin temsilcisi olan Hacı Taşanın sanatı ile ilgili elbette çok şey söylenebilir. Kendisiyle beraber Çekiç Ali ve Neşet Ertaş gibi sanatçıların da ustası olan Muharrem Ertaşın Hacı Taşan üzerindeki bariz etkisini belirtmek gerekir. Fakat Hacı Taşanın hiç bir zaman taklide düşmediğini, kendi tavır ve üslubunu kısa zamanda bulduğunu ve kendi ustalığını konuşturduğunu biliyoruz. Hacı Taşanın bu "nevi şahsına münhasır" sanatçı kişiliği üzerinde Keskinli olmasının ağırlıklı yönünü vurgulamak gerekir. Çünkü Keskin Orta Anadolununen zengin halay bölgelerinden biri olduğu kadar, bu halayların eşlik sazı olan davul zurnanın da en iyi icra edildiği yörelerden biridir. Hacı Taşanın saz çalma ve türkü söyleme üslubunda bariz bir davul zurna tesiri vardır. Öte yandan Keskin, yazının başında vurguladığımız coğrafi konumu bu konumdan kaynaklanan kültürel zenginliğini müzikal zenginliğe dönüştürebilecek bir sanat potansiyeline her zaman sahip olmuştur. Yöredeki Alevi-Bektaşi kültür birikimini de kendi kültürel potasında eriterek başarılı sentezlerin ortaya konulduğu Keskin musıki folkloru, Hacı Taşanla en güçlü yorumcularından birine kavuşmuştur.
Ailesi
Aslen Yozgat/ Yerköyün "teflek" abdallarından olan karısı Naile Taşan, en küçük oğlu Sondur Taşanla birlikte, Akderede, metruk bir gecekonduda kendi tabiri ile "çile doldurmaya devam ediyor". Fethi, Seyfettin, ve Sondur adında üç erkek, Bahalı, Nazlı, Güler, Sevda ve Sevdur adlı beş kızı olan Taşan ailesinin erkek evlatları, atalarından, dedelerinden görüp öğrendikleri şekilde düğünlerde çalarak ekmek paralarını kazanmaya çalışıyorlar. Taşan soyadı ile bugün Keskinde aktif sanat hayatını sürdürenlerden Kudret Taşan ve kardeşleri ise Hacı Taşanın yeğenleri...
Repertuarındaki bozlaklar arasında göçebe Türkmen aşiretlerinden biri olan Cerit aşiretinin göç ve iskan meseleleri ile ilgili bozlaklar da bulunan Taşanın Cerit Türkmenlerinden olma ihtimali hayli kuvvetli. Öte yandan bizzat karısının ifadesine göre, kendisi Ceritlerden olduğunu söylermiş. Cerit aşiretiyle ilgili kaynaklardaki mevcut bilgi de Taşanın Cerit olma ihtimalini güçlendiriyor:
"Bozulusun Orta Anadoluya gelmesinden sonra ikiye ayrılarak bir kısmının Yeni İl Türkmenlerinin içine karıştığı tesbit olunan Ceritlerin diğer bir bölümü ise Keskin havalisindeki Bozulus içinde yer almakta idi.(...) Hükümetin Keskin havalisindeki Bozulus Türkmenlerini Rakka bölgesine yapılan iskana tabi tutmasının yanında, Beliç nehri boylarına yerleştirilen Cerit aşireti bir müddet sonra yavaş yavaş iskan mahallini terk ederek Çiçekdağı, Kırşehir ve Bozok(Yozgat)tarafına dağıldılar. Geride kalanlar ise giden evlerimiz gelmedi diyerek üçer beşer kaçıp onlara katıldı. "Sözlerinin Dadaloğluna ait olduğu sanılan Hacı Taşanın söylediği pek çok bozlaktan biri olan şu bozlak özellikle bunu anlatır:
Cerit Irakkadan sökün edince
Açılsın Urumun yolu Ceridin
Silsüpür oğlu Fettah beyim ölünce
Kırıldı kanadı kolu Ceridin
Tanpınar ve "Billur Piyale"
Hacı Taşanın çalıp okuduğu türküler arasında, farklı kaynaklardan geldiği ve bir başka kültürel zenginliğe dayandığı belli olan öyle türküler var ki, bunlardan biri de elinizdeki albümde de yer alan "Billur Piyale" adlı eserdir. Folklor ve türküler üzerine henüz aşılamamış titiz ve dikkatli yorumlar, bakış açıları getiren ünlü kültür ve edebiyat adamı Tanpınar, bu türkünün Erzurumda karşılaştığı varyantı ile ilgili, "Beş şehir" adlı eserinde ilginç yorumlarda bulunur: "Bin türlü acemiliği, saflığı, içinde bu küçük parça baştan aşağı incelik, zevk, lezzettir. Gerçekten billur bir kadeh...Belki büyük bin geleneğin son tezgahında yapıldığı için küçük bir çatlaklığı, tadını artıran bir donukluğu var... Fakat mesela Behzadın elinden çıkmış bir minyatür kopyası gibi bütün bir tarz, bütün bir edadır. Asıl güzel tarafı bu küçük billurdan bütün zevki, hayatı, düşünceyi, zaman telakkisini fışkırtan bestedir. Esnaf sıra gezmelerinde söylendiği tahmin edilen bu türküye Orta Anadoluda da rastlanıyor.(...) "Billur Piyale" bizi "mahalle klasik" adını verebileceğimiz orta sınıf musikisine götürür.. "Tanpınarın işaret ettiği Orta Anadolu varyantının, bizzat Hacı Taşanın çalıp okuduğu eser olma ihtimali oldukça yüksek. Çünkü bu türkünün derlendiği kaynak kişi de Hacı Taşanın kendisidir.
Kalan Müzikin "Arşiv Serisi"nden daha önce yayınlanan Muharrem Ertaş albümü ve bundan sonra yayınlanması planlanan Çekiç Ali albümü ile, Türk halk müziği coğrafyası içerisinde her yönüyle farklı ve güçlü bir çizgiyi temsil eden Orta Anadolu abdal/aşiret müziğinin en özgün ve rafine örnekleri yayınlanmış oluyor. Müzikoloji tarihi açısından olduğu kadar Anadolu halk müziği tarihi ve genel musıki kültürümüz açısından da büyük önem arz eden bu "üç bozlak ustası" ile ilgili çalışmayı büyük bir zevk ve heyecanla yaptığımı belirtmek istiyorum. Benimle aynı heyecanı paylaşan Kalan Müzik sahibi ve yapımcı sevgili Hasan Saltıka, müziğimiz ve kültürümüz adına teşekkür borcumuz vardır.
9 Mart 1983 tarihinde, geçirdiği üçüncü kalp krizinde 53 yaşında kaybettiğimiz Hacı Taşanı bir kez daha rahmetle anarken, aynı zamanda karısıyla teyze çocuğu olan üstad Neşet Ertaşın Hacı Taşana söylediği ağıtın içli sözleri ile noktalamak istiyorum:
Bütün ahbaplar ansın adını
Anlayan alırdı onun tadını
Emmisi, dayısı, garip kadını
Döşeyin evleri Hacı geliyor
Bir garip ölümü acı geliyor
Hizmet için nice dağlar aşanı
Keskinli bilirler Hacı Taşanı
Bunca hizmetleri hani, boşa mı
Açılsın meydanlar Taşan geliyor
İnsan hizmetine koşan geliyor
Var mıdır insandan daha üstünü
Bir bilirdi düşmanını dostunu
Diksinler Keskine onun büstünü
Açılsın meydanlar Hacı geliyor
Bir garip ölümü acı geliyor
Anam Keskinlidir, babam Kırşehir
Gönülden geldi de eyledim kahır
Saygım var insana evveli ahir
Açılsın meydanlar taşan geliyor
İnsan hizmetine koşan geliyor.
Bayram Bilge Tokel



PDF olarak indir!
Arkadaşima Gönder >>

Sizden önce 1546 kişi okudu.

<< Önceki     Sonraki >>

 
PUANLAR

Toplam Oy : 6 Puan : 3,33

1 2 3 4 5
 
YORUMLAR
ferruh, 2007-02-27

Hacı taşanı çok iyi tanırım.Ben cerit aşiretine mensup silsüpür ailesinin bir ferdiyim.Kendim mühendisim.Çocukluğumda yaz tatillerimi keskin ve buraya yakın köyüm de geçirirdim, o zamanlar Hacı Taşanı; hanedan ve cerit aşiretinin beyi olan dedem merhum Mehmet bey evinde davet verdiği veya düğünlerimiz olduğu zamanlar kendisini çağırtır ve saz çaldırtır türkü ve bozlak söyletir o da bol bol rakı içer yemek yer parasını alır giderdi. Ankaradan gelen misafirlerde eğlenir ve bizlerede güzel vakit geçirtirdi .Çok güzel bozlak okur ve türkü söylerdi.sesi hala kulaklarımdadır. Hacı taşanın cerit aşiretine mensubiyetiyle uzaktan yakından ilgisi olmayıp kendisi çingenedir.Haa şu söylenebilir;kendisi böyle bir yakınlığı arzu etmiş olabilir.Fakat arzu etmek başka,bu aşirete kan bağı ile bağlı olmak başkadır.Cerit aşireti oğuz türklerinin bozok koluna mensup bir türkmen beyi aşiretidir.Silsüpüroğlu fettah bey ölünce kırıldı kanadı kolu ceridin şiirini Dadaloğlu yazmıştır.Hacı taşanın bu şiirle hiç bir ilgisi yoktur.Önüne gelen kulaktan dolma bilgilerle ileri geri konuşmasın.Bizim ülkemizde maalesef bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olan çok okumuş boşboğaz var ve bunlarda farkında olmadan ve bilir bilmez eğrisini doğrusunu araştırmadan ileri geri yazıyorlar.Saygılarımla.

ferruh ceritoğlu, 2007-05-25

bu şiirin dadaloğluna ait olduğunu sanıyorum araştırıp belirtmişsiniz.,daha önce hacı taşana ait olduğunu yazdığınız bu şiir dadaloğlunundur.doğrusunu geçte olsa yazdığınız için teşekkür ederim..Gelelim ikinci doğruya,Hacı Taşan kırtıllar köyünden kıptidir yani çingenedir.Cerit-silsüpür aşiretiyle uzaktan yakından ilgisi yoktur ama sanatına ve kaabiliyetine saygımız sonsuzdur.Katip çelebi cerit-silsüpürlerdendir.Dil Tarih Coğrafya fakültesi hocalarından prof.dr.Faruk Sümer'in SAFEVİ DEVLETİNİN KURULUŞ VE GELİŞMESİNDE ANADOLU TÜRKLERİNİN ROLÜ adlı kitabını inceler okursanız CERİT-SİLSÜPÜRLER'İN nasıl bir Türk beyi aşireti olduğunu orada anlatır.Bende durmadan size doğru bilgileri öğretmekten kurtulurum böylece.Saygılarımla.

ceritoğlu ceyhan, 2008-02-24

Dadaloğlu bir avşar beyidir.Cerit değildir ben keskinin 7 cerit köyünden birisinin mensubuyum istanbulda yaşıyorum.BÜTÜN CERİTLERE SELAM OLSUN CERİTOĞLU CEYHAN BEY DEN

ferruh ceritoglu, 2008-02-29

ceyhan bey
Ben dadaloğlunun avşar olduğunu biliyorum.Dadaloğlu cerit aşiretindendir şeklinde bir ifadem var mı yazımda ŞİİR DADALOĞLUNUNDUR.Lütfen dikkatli okuyun.Saygılarımla.

neo, 2008-11-08

hepimiz Türküz ve kardeşiz ne ceridi ne avşarı böyle ayrımlara girmeyin.

bilinmez, 2009-01-01

ollllmmmaz

 
SENDE YORUM EKLE

İsim(Rumuz)

:

Email

:

Yorum

:

Yan Bloklar

Footer

yenilmem.com